Günümüz insanı çoğunluğu itibarıyla pek çok şeyde müsrif olduğu gibi zamanını da israf etmektedir.  Bir mümin için en kıymetli ve israf edilmemesi gereken şeylerden birisi vaktidir. “İki nimet vardır ki insanların çoğu bunlar hususunda aldanmıştır, kıymetini takdir edip onları değerlendirmekten mahrumdur. Bu iki önemli nimet; sağlık ve boş vakittir.” (Buhari, Rikak, 1, 60) Bunun için de kendisini zaman israfına götürebilecek şeylere mesafeli durmalıdır.

Bunun yanı sıra kişiler arası haksız mal transferine (bu malın israfı olarak de değerlendirilebilir) götürebilecek alışveriş türleri ve oyunlar (kumar ve şans oyunları) da dinimizce yasak kapsamında değerlendirilmiştir. Bu yasaklara doğrudan veya dolaylı olarak götüren/götürme potansiyeline sahip olan oyunlara karşı da ciddi tenbihlerde bulunulmuştur. İşte tavla ve zar oyunları da şayet kumar gibi veya kumara götürebilecek şekilde oynanırsa haram olurlar. Kumar ve şans oyunlarına götürmeksizin ve ortaya herhangi bir para/mal koymaksızın oynanırlarsa, vakit israfına ve ibadetlere mani olma, kişiler arası kin-nefrete sebep olma  vb. durumlar söz konusu değilse, haram olarak değerlendirilmezler. Ancak, kumarı andırma yönlerinin bulunması, zaman israfına sebep olma ve ibadete mani olma ihtimalleri, dikkate alındığında en azından mekruh oldukları söylenebilir.

Buna karşılık, kumar ve şans oyunlarıyla irtibatlandırılamayacak ve onları andırmayacak, zaman israfına sebep olmaksızın çocuklarla vakit geçirmek adına oynanan bazı zarlı oyunlar, tavsiye edilmemekle beraber, şayet çocukların bilinç altına şans oyunlarına özendirme ihtimalleri de yoksa -alışkanlık haline getirilmemek kaydıyla-mazur görülebilir. Şunu unutmamak gerekir. Oyun çocuklar için bir ihtiyaçtır. Onların bu  ihtiyaçları belli ölçülere riayet edilerek karşılanmalıdır.