Borç verme karşılığında maddi bir kazanç veya maddi karşılığı olan bir menfaat elde edilmesi caiz değildir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
“Verilen borç karşılığında elde edilen her türlü menfaat, faizdir.” (Müsnedü’l-Hâris, 1/500; Süneni Beyhakî: 5/350)
Verilen miktar ne ise –ne fazla ne eksik– o miktar geri alınır. Bunun yanısıra verilen borç karşılığında maddi karşılığı olan bir menfaat/fayda (örneğin bir araç gereci belli bir süre kullanmak, bir evde bir süreliğine oturmak, hediye almak vb.) elde edilmez.
Dinimizde borç (karz), ancak rıza-i ilahi için verilir; yani karşılığı dünyevi değil uhrevidir. Verilen paradan gelir elde edilmek isteniyorsa borç sözleşmesi üzerinden değil kâr ve zararına katlanılan bir tür ortaklık kurularak yapılmalıdır.
Şunu da hatırlatmakta fayda var: Enflasyonun yüksek olduğu yerlerde uzun borçlanmalarda borç veren kimsenin zarara uğramaması için paranın kaybettiği yüksek değer kaybının karşılanması gerekir. Bu da, borç olarak alınan/verilen miktarı, stabil bir değere (altın, yerine göre dolar vs.) bağlamak gibi bir suretle kıymetinin korunmasını sağlama şeklinde yapılabilir. Borç vermek karşılığında sabit gelir elde etmek ile bu birbirinden farklı meselelerdir. İkisini karıştırmamak gerekir.
Özetle, borç para verme karşılığında gelir elde etmek caiz değildir.
S
