Cinsellik, karı-koca arasındaki ilişkilerin önemli bir parçasıdır. Bu yönüyle ikisinin de birbirine karşı sorumlulukları vardır. Cinsellik, insan fıtratının önemli bir yönü olması itibariyle de burada oluşacak bir boşluk, evlilik birliğini sarsacak boyutlara ulaşabilir. Özellikle eşlerin dışarıdan gözünün sakındırılması açısından da ayrı bir öneme sahiptir.
Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) de bir hadislerinde şöyle buyururlar:
إِذَا الرَّجُلُ دَعَا زَوْجَتَهُ لِحَاجَتِهِ فَلْتَأْتِهِ وَإِنْ كَانَتْ عَلَى التَّنُّورِ
“Bir erkek, haceti için karısını çağırdığında, tandırın başında bile olsa (bırakıp) kocasına gelsin.” (Tirmizî, radâ 10).
Hadiste bunun kadının kocasına karşı vazifesi olarak ifade edilmesi, daha çok bunun erkek tarafından istenip kadın tarafından isteksizlik olması realitesine de dayanmaktadır. Şurası unutulmamalıdır ki bu konuda erkeğin hakkı olduğu gibi kadının da hakkı vardır. Erkeğin de bunu gözetmesi, hanımını takatinin üstünde buna zorlamaması gerekir. Belli ölçülerde, makul denecek seviyede bir cinsellik ise iki tarafın birbirine karşı haklarıdır. Bir hak olunca onun mukabilinde de bir sorumluluk vardır. Yani bu makul ölçüler içerisindeki cinselliğe rıza göstermek, her iki tarafın birbirine karşı bir sorumluluğudur. Bunun ölçüsü, periyodu gibi konuları eşler kendi aralarında konuşup anlaşabilirler. Taraflardan birinin isteksizliği ya da aşırı istekliliği gibi problemlerin yaşanması durumunda bir aile danışmanından yardım da alabilirler. Ancak bundan tamamen uzak durma, hususiyle de eşinin buna rağbeti varsa doğru da fıtri de değildir.
